🐀 En Güzel Şarkıyı Bir Kurşun Söyler

Engüzel şarkıyı bir kurşun söyler. Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Artık inan bana muhacir kızı, Dinle ve kabul et itirafımı. Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı Alev alev sardı her tarafımı. Artık inan bana muhacir kızı. Yağmurdan sonra büyürmüş başak, Meyvalar sabırla olgunlaşırmış. En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Engüzel şarkıyı bir kurşun söyler. Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Artık inan bana muhacir kızı, Dinle ve kabul et itirafımı. Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı. Alev alev sardı her tarafımı. Artık inan bana muhacir kızı. Yağmurdan sonra büyürmüş başak, Meyvalar sabırla olgunlaşırmış. Bir gün gözlerimin En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Artık inan bana muhacir kızı, Dinle ve kabul et itirafımı. Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı, Artık inan bana muhacir kızı. Yağmurlardan sonra büyürmüş başak, Meyvalar sabırla olgunlaşırmış. En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Bu kesitte, Monna Rosa bu yeni durumu kabul etmemekte, aşığa kırgın bakışla yönelmekte, anlatıcı ise aşkının farklı olduğunu ve kurşunun en güzel şarkıyı söylediğini belirtmektedir. Engüzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Artık inan bana muhacir kızı, Dinle ve kabul et itirafımı. Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı. Alev alev sardı her tarafımı, Artık inan bana muhacir kızı. Yağmurlardan sonra büyürmüş başak, Meyvalar sabırla olgunlaşırmış. En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Artık inan bana muhacir kızı, Dinle ve kabul et itirafımı. Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı, Artık inan bana muhacir kızı. qldRK. Soru16. "En güzel şarkıyı bir kurşun söyler." uy- "En" sözcüğü aşağıdakilerden hangisinde bu dizede- ki göreviyle kullanılmıştır? El16. "En güzel şarkıyı bir kurşun söyler." uy- "En" sözcüğü aşağıdakilerden hangisinde bu dizede- ki göreviyle kullanılmıştır? Eldi. ra- A Orada en çok beş yıl kalacaktım. B En güzeli senin kadar sevilmedi, diyordu sanatçı. C En güzel konuşan sunucuyu ödüllendirdiler. D Yılın en güzel şiiri seçilmişti "Kaldırımlar." E Ahmet de en az kardeşi kadar çalışkandı. 242 Giriş Tarihi 1303 ABONE OL Türkiye Yazarlar Birliği ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı'nın düzenlediği Şiir Günleri'nde Cumhuriyet döneminin en sevilen 12 şiiri 16 bin oyla belirlendi İşte 12 şiirin tamamı... 1- Sezai Karakoç - Mona Roza Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı kırık kuş merhamet ister. Ah senin yüzünden kana batacak. Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. Ulur aya karşı kirli çakallar, Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa. Mona Rosa bugün bende bir hal var. Yağmur iri iri düşer toprağa, Ulur aya karşı kirli çakallar. Açma pencereni perdeleri çek, Mona Rosa seni görmemeliyim. Bir bakışın ölmem için yetecek. Anla Mona Rosa ben bir deliyim. Açma pencereni perdeleri çek. Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,Bende çıkar güneş nişan yüzüğü bir kapı hatırlatır her zaman ağaçları, söğüt en ıssız yerlerde açarVe vardır her vahşi çiçekte mumun ardında bekleyen rüzgar,Işıksız ruhumu sallar da en ıssız yerlerde ellerin ve parmaklarınBir nar çiçeğini eziyor belli olur bir kadın,Denizin dibinde geziyor ellerin ve parmakların. Zaman ne de çabuk geçiyor onikidir söndü lambalarUyu da turnalar girsin rüyana,Bakma tuhaf tuhaf göğe bu ne de çabuk geçiyor gelir incir kuşları,Konarlar bahçemin rengi ak kiminin beni vursalar bir kuş gelir incir ben Mona Rosa bulurum seniİncir kuşlarının doldurur bu boş masum bakışların su ben Mona Rosa bulurum kırgın bakma yüzüme dinlemedin benden aşkım uymaz öyle her güzel şarkıyı bir kurşun kırgın bakma yüzüme Rosa. Artık inan bana muhacir kızı,Dinle ve kabul et soğuk, bir mavi, bir garip sızıAlev alev sardı her inan bana muhacir sonra büyürmüş başak,Meyvalar sabırla gün gözlerimin ta içine bakAnlarsın ölüler niçin sonra büyürmüş bilezikler o kokulu tenCevap versin bu kuş tüy ki can verir gülümsesen,Bir tüy ki kapalı geceye bilezikler o kokulu Rosa. Siyah güller, ak gülleri ve beyaz kırık kuş merhamet ister,Ah senin yüzünden kana Rosa. Siyah güller, ak güller. 2 - Attila İlhan - Ben Sana Mecburum Ben sana mecburum bilemezsinAdını mıh gibi aklımda tutuyorumBüyüdükçe büyüyor gözlerinBen sana mecburum bilemezsinİçimi seninle sonbahara hazırlanıyorBu şehir o eski İstanbul mudurKaranlıkta bulutlar parçalanıyorSokak lambaları birden yanıyorKaldırımlarda yağmur kokusuBen sana mecburum sen yoksun. Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin, ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım uymaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller Sezai Karakoç Kimdir ve Şiirleri 1933 yılında Diyarbakır Ergani’de doğan Sezai Karakoç, imge deryası olarak nitelendirilebilecek şiirleriyle Türk Edebiyatı’na damga vurmuş önemli şairlerimizdendir. İkinci Yeni akımıyla şekil ve imge yönünden benzer tarzda şiirler yazan Karakoç, kimilerince bu akıma dahil edilmişken, kimilerince de içerik yönünden farklılıklar taşıdığı için bu akımın dışında tutulmuştur. Bazı araştırmacılar da “Karakoç, İkinci Yeni, Türk şiirinin ne büsbütün içindedir, ne de tamamen dışında” diyerek onu İkinci Yeni ile ilişkilendirmişlerdir. Bütün bu tartışmaların dışında kalan Karakoç, kendine has üslubuyla imgeli şiirin büyük şairdir. Sezai Karakoç şiir evrenini genel olarak geleneksel ve dinsel bir çizgide şekillendirmiş, daha sonra kısmen de olsa mitolojiden ve Batı şiirinden de beslenerek, yazınsal verimler ortaya koymuştur. Batı veya Doğu ya da tüm kavramlar onun şiirlerinde İslam’ın süzgecinden geçen bakış açısıyla yansıtılır. Yoğun imge sağanağı, Karakoç’un şiirlerine egemendir. Şiirinin, dil ve imge aracılığıyla gerçekliği yoğunlaştıran, en özlü ve en az söze indirgeyen bir anlatımı vardır. 1 Donuk Aş Yine akşam oldu, Yalnızlık omuzlarıma çivisini çaktı yine, Uzaklık aynı gerçi, Heryerdeyken olan uzaklığın pek değişmedi, Yine akşam oldu orda olduğu gibi, Görebiliyorum seni burdan da, Aynısıydı ordayken de, Uzaklıktan korkmuyorum belki de, Orada da aynıydı uzaklık gerçi Donuklaşmış oldu artık bu, 2 İlk Yanlış trenden indin seni şehrin aynasından geçirdiler Sana baktım yıllarca hep aynı özlem penceresinden Yürüyen ve kaçan yalın ve çocuksu özlem penceresinden Denize karşı küçüle küçüle giden evleri İnce ince karşılardın olağan karşılardın Şen dünya içinde şen dünya içinde bir avuç şen dünyaydın sen 3 Köşe Sen geldin ve benim deli köşemde durdun Bulutlar geldi ve üstünde durdu Merhametin ta kendisiydi gözlerin Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu Bulutlar geldi altında durduk Konuştun güneşi hatırlıyordum Gariptin yepyeni bir sesin vardı Bu ses öyle benim öyle yabancı Bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı 4 Kar Allah kar gibi gökten yağınca Karlar sıcak sıcak saçlarına değince Başını önüne eğince Benim bu şiirimi anlayacaksın Bu adam o adam gelip gider Senin ellerinde rüyam gelip geçer Her affın içinde bir intikam gelir gider Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın 5 Şehrazat Sen gecenin gündüzün dışında Sen kalbin atışında kanın akışında Sen Şehrazat bir lamba bir hükümdar bakışında Bir ölüm kuşunun feryadını duyarsın Sen bir rüya geceleyin gündüzün Sen bir yağmur ince hazin Sen şarkılarca büyük uzun Sen yolunu kaybeden yolcuların üstüne Bir ömür boyu yağan bir ömür boyu karsın Sen merhamet sen rüzgâr sen tiril tiril kadın Sen bir mahşer içinde en aziz yalnızlığı yaşadın Sen başını çeviren cellat başının güne Sen öyle ki sen diye diye seni anlayamayız Şehrazat ah Şehrazat Şehrazat Sen sevgili sen can sen yarsın 6 Kara Yılan Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum 7 Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır 8 İnci Dakikalar Sen bana yeni yılsın her dakika Her dakika bir yaşıma daha giriyorum Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın Ben bin parçaya bölündüm her parçasında Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın Erkek ağlar mı diyeceksin Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum Bir dakika ağlar yılbaşı dakikasında Daha gözlerimin gerçek yaşları belirmeden Ağlamak diye bir şey yoktur diye bir şey Yüzme bilmeyen bir uyurgezer yüzer ya Çürük ve havada asılı tahtalar üstünde Hafif kedi ayaklarıyla yürür gerçekten yürür ya Sen benim ağlamamı erkekliğime Uyanan ölmeyen yenilenen Azgın kışlar içinde keskin baharlar bulan Seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekliğime say Bütün bir yıl bütün bir yaşama boyu Gizli heybelere binbir gece eşyası doldurduğuma say 9 İşaret Ne zaman yandı elin Ne zaman yaktı ellerini hatıram Ne zaman bir yüzük gibi taktı hatıram Bu gizli ve acı işareti, gelin 10 Tahta At Gel kalbini saat yap odamıza Saatin içine kutsal sözler yaz Güneş yap aşka güzel ölümleri uslu ölümleri Gel mesut odalar içinde çözül güzel bulmaca Güzel ve mağrur ve katil İç dünyamı ikili susmalarla bölme Şiir günlük konuşma dilimiz Kıskançlığımdan örülme bir perde 11 Adak Işığı Sıcak yaz göklerinde Önde uzanan ovada Birden bir ışık sağdan Bir ışık soldan çıkar Ve bunlar Şimşek hızıyla birbirlerine ulaşırlar Bunu halk adak için uğur sayar Derler Leyla ile Mecnun buluştular Bu göz açıp kapama anında Ne varsa dile muradında Mutlak yerine gelir arzun Yerde kavuşmayanlar gökte kavuşurlar Ve bir uğurlu anda Kavuşmak isteyenleri kavuştururlar 12 Mona Rosa Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı kırık kuş merhamet ister. Ah senin yüzünden kana batacak. Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. Ulur aya karşı kirli çakallar, Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa. Mona Rosa bugün bende bir hal var. Yağmur iri iri düşer toprağa, Ulur aya karşı kirli çakallar. Açma pencereni perdeleri çek, Mona Rosa seni görmemeliyim. Bir bakışın ölmem için yetecek. Anla Mona Rosa ben bir deliyim. Açma pencereni perdeleri çek. Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi, Bende çıkar güneş aydınlığına. Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi. Seni hatırlatır her zaman bana. Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi. Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur. Bir mumun ardında bekleyen rüzgar, Işıksız ruhumu sallar da durur. Zambaklar en ıssız yerlerde açar. Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi. Ellerinden belli olur bir kadın, Denizin dibinde geziyor gibi. Ellerin, ellerin ve parmakların. Zaman ne de çabuk geçiyor Mona. Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana, Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar. Zaman ne de çabuk geçiyor Mona. Akşamları gelir incir kuşları, Konarlar bahçemin incirlerine. Kiminin rengi ak kiminin sarı. Ah beni vursalar bir kuş yerine. Akşamları gelir incir kuşları. Ki ben Mona Rosa bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında. Hayatla doldurur bu boş yelkeni. O masum bakışların su kenarında. Ki ben Mona Rosa bulurum seni. Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Henüz dinlemedin benden türküler. Benim aşkım uymaz öyle her saza. En güzel şarkıyı bir kurşun söyler. Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa 13 Ötesini Söylemeyeceğim Melekler bir demir parçasının üzerine oturmuşlar Her biri bir damla atıyor aşağıya İşte yağmur bunun için yağıyor Ben bunun için yağmuru seviyorum Yağmur bizim için yağıyor 14 Kervan Ve alıştı bütün bu olanlara Yaz kış durgunluk ve fırtına Aynı varoluşun dönüşümleri Gün değişiminin aynadaki izdüşümleri Gibi bir etkiye dönüştü O’nda Böyle bir yoruma kavuştu sonda O ve Leyla aynı kadere susamaktalar Birlikte de olsalar ayrı da olsalar Aynı günün biri gecesi biri gündüzü Aynı alınyazısının cevheri ve yüzü Sevgi gözde değil gönüldedir Vücut değil ruhtur aşka kadir Hersey havada bir toz gibi döner durur da Yok olur sonunda Tanrı’nın varlığında Yaşamak Tanrı uğruna Tanrı içindir 15 Samanyolunda Veba Aşk siyahın beyazdan ayrıldığı Samanyolunda yürüyen bir karınca En onulmaz vebayı kutlayan bir güvercin İki katlı bir arabada Bu bize yaklaşan bir deniz arabası Sen ırakta samanyolu ırakta Ve ay başka bir ay 16 Tut Son insan yürüyor Tut elimden kaçalım Kaçalım kaçalım Bizi kimseler görmesin Arıyanlar bulmasın Tren duvarları sarsmasın Yürek bu kadar hızlı çarpmasın Kan böylesine hızlı akmasın Askın kulakları sağır Sesi boğuk olmasın 17 Taha’nın Kitabı Günaydın bana geri gelen şiir Bana geri gelen anıt Bana geri gelen kalbim Bana geri gelen kalbimin ayışığı Gözleriyle iyileştiren yaralarımı Kalbim güneşim efendim Günaydın yüreğimin kuşluğu Sürekli kuşluğu Günaydın alacakaranlık 18 Gül Muştusu Kınama beni güneş adamı Ak kundaklardan çıkıp Gökyüzü beşiklerinde sallanan Yer altı maden damarlarından Daha ağırsam Kınama beni ayağa Daha kalkamadıysam 19 Ateş Dansı Gelir ve yakalar en olmadık yerde Günübirliğe batmış bulanmış insanları Kanayan yarayı kitler doyumsuz derde Geceyi tersyüz eden sonsuzluğun boyaları Suçluluk tortusu gibi birikir gönüllerde Sonbahar acımasız bir ruh gibi göğdelere siner Yılgı, her kalbi kızaran bir nar gibi çatlatır Yargı, o dişi kartal, çatılara taraçalara iner Ev içlerine unutulanı, hep o unutulanı hatırlatır Ve ancak itiraf baldıranı kadehleriyle gün diner 20 Alın Yazısı Saati Bir kalp duracaksa Acıdan ve ıstıraptan O benim kalbim olsun Senin kalbin değil Sabah yıldızı Ağlama ve dayan sabah yıldızı Kalbin durabilir sonra Bunca acı ve ıstırap levhası karşısında Oysa sen daha çok lâzımsın Sabah uyanan insanlara Tanrı’nın bütün mâsum yaratıklarına Gülümsemen gerek Hatırlatman gerek onlara Yüzyıllarca belki bin yıllarca Masumluğun var olduğunu multi Annem Gibi İkinci kurşun sesinden sonra çığlıklarla insanlar etrafta hızlıca koşuşturmaya başladı. Bense ne olduğunun farkında değildim. Sesler gitgide boğuk hale gelip kulağıma bir çınlama ulaşınca gözlerim kararmaya başladı. Birkaç tane insanın bana yaklaşıp bana birşeyler söylediğini farkettim ,ama ben onları duymuyordum. Ne olmuştu , neden insanlar bana öyle bakıyordu? "Ku-kurşun kafasına geldi "dedi en yakın arkadaşım. Ve tabanca elinde bana şok olmuş bakan onu gördüm. Gözleri dolmuştu , bunu anlamıştım ve onu tanidigimi gözlerimle anlatmistim ama bana yaklaşamıyordu . Kaçtı ! , herkes bana şok olmus , korkuyla bakarken o son kez bakıp kaçtı ! Canım artık yanmıyordu .Ve şunu farketmiştim belkide şu son animda ; kalbim onun için atmıyordu artık , ben korkmuyordum yüzümden akan kanlardan . "18 yasinda bayan , silahla kafadan yaralanma ! " Kafatasinin sol üst tarafına kurşun gelmiş ! "Vücudu kasılmaya başladı ! "Ameliyat haneyi hazırlayın hemen , on dakika sonra ameliyat başlıyor ! "Durumu şuan iyi ama hayatının devami için bunun nekadar daha devam edeceğini bilemeyiz "Kurşun alınması riskli bir yerde ve eğer alınırsa sağ kalma ihtimali yüzde elliden az hemde çok az !. "Peki simdi ne yapacağız ! " "Ani hareketlerden uzak durmali , duzenli beslenmeli ve doktor kontrolunu aksatmamali , bil hassa ömrünü iyi geçirmeli çünkü son anı ne zaman olur bilinmez. "Ameliyat olsa yaşayamaz mı? . " bunu hastaya sorsanız daha doğru olur , önemli olan onun kararı. Yurt dışında ameliyatlar yapılıyor ama başarı oranı düşük , yinede siz bilirsiniz. Murat kapinin onunde doktorla konuşurken benim uyandiğimdan habersizdi . Ve ben o ameliyatı olmayacağıma kesinlikle emindim , çünkü artık kaybedeceğim tek şey canimdi , baska birşey değil ! Onuda bir ameliyat masasında kaybedezdim , bitiremezdim hayatımı. Uyandiğimi gören Murat gözleri dolmuş bir şekilde yanında diğer can yoldaşim Yeşimle bana bakıyordu . Bense karar vermiştim . Artık hayatımın yeni bir miladı başlıyordu ! İlk olarak yapmak istediklerim ve bir daha yapamayacağım şeylerle başladı hersey ve tek tercih verdim üniversite için ; " istanbul Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi; modern dans " ! Benim için iyi bir başlangıç .....sadece benim için !

en güzel şarkıyı bir kurşun söyler