☔ Diş Arasında Kalan Yemek Namaz Abdesti Bozar Mı
Abdest alırken niyet etmek, Hanefi mezhebine göre sünnet, diğer üç mezhebe göre farzdır. Hanefiler, abdest ayeti olarak bilinen (Maide 5/6) ayette emredilen fiiller arasında niyetin bulunmayışını delil olarak alırlar. Çünkü bu ayette; yüzü yıkamak, kolları dirseklerle birlikte yıkamak, başı mesh etmek ve ayakları
ÖZÜR SEBEBİYLE ORUCU BOZMAK. Oruçlu kimsenin bir gıda maddesini veya ilâcı bir özür sebebiyle alması yalnız kazayı gerektirir. Hastalık, yolculuk, ikrâh, hata, ihmal veya şüphe şer’î özürlerdendir. Bu durumlar sebebiyle bir şey yemek veya içmek yahut orucu bozacak şekilde ilâç kullanmak kazayı gerektirir, kefâret
Dişlerinarasındaki veya dişlerin kovuğunda sıkışan yemek parçaları gusül abdestine mani değildir.Ancak ağız boşluğundaki artıklar için ağzını çalkalayarak tükürmek yeterli olur.Ancak ağız içinde yapışıp kalan katı artıkların temizlenmesi şarttır.Parmakla ovalamak suretiyle ağız içi temizlenebilir.(ibni Abidin)
Ancaknamaz esnasında, dünyalık bir endişe ile ses çıkararak ağlamak kişinin namazını bozar, abdestini bozmaz (Mergınanî, el-Hidâye, II, 4,5). Bununla birlikte namazda Allah korkusu, cennet veya cehennemin hatırlanması vb. nedenlerle ağlamak abdesti bozmayacağı gibi namaza da zarar vermez.
11- Vücuda ilaç şırınga etmek. 12- İsteyerek, zorlayarak ağız dolusu kusmak. 13- Dişi kanayanın ağzındaki kanı yutması veya tükürükle eşit miktarda karışık kanı yutması. 14- İmsak vaktinin bittiğini bilmeden yiyip içmek. 15- Güneş battı zannederek orucunu bozmak. 16- Dişlerin arasında kalan nohut kadar şeyi yutmak.
Gusül (Boy Abdesti) Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, boy abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği gerektiren hal cünüplüktür. Ayrıca kadınların hayız ve nifas kanlarının sona ermesidir.
Hanefimezhebinde deve eti yemek, abdesti bozan sebepler arasında sayılmış değildir. Ancak, mezhep ihtilafından kurtulmak için, deve eti yedikten sonra abdest almak müstehabtır. (Nuru'l-İzah, Aksam-ı Vudü bahsi) 276 - Soru: 212. hadiste, "Ateşte pişirilmiş bir şeyin yenilmesi abdesti bozar" deniliyor. Bir açıklama da
d77nOj. Diş çektirmek orucu bozar mı? Ramazan ayı sebebiyle merak konusu oldu. 2 Nisan Cumartesi günü başlayan, Ramazan ayı için birçok vatandaş ibadetlerini doğru ve eksiksiz yerine getirmek istiyor. Peki Diş çektirmek orucu bozar mı? Ramazan'da oruçluyken diş çektirilir mi? Konuya ilişkin bilgileri sizler için derledik. DİŞ ÇEKTİRMEK ORUCU BOZAR MI? Diş çektirmek ya da diş tedavisi nedeniyle oruç bozulmaz Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan bilgilere göre; diş tedavisinin ağrısız gerçekleşmesi için yapılan enjeksiyonlar da beslenme amacı taşımadığı için orucu bozmaz. RAMAZAN'DA ORUÇLUYKEN DİŞ ÇEKTİRİLİR Mİ? Diş tedavisi esnasında yapılan başka işlemler nedeniyle -örenğin ağız su ile çalkalanırken- boğaza su, kan veya tedavide kullanılan maddelerden biri kaçarsa oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir. ORUCU BOZAN VE BOZMAYAN ŞEYLER LİSTESİ! Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada "Oruç; yemek, içmek, cinsel ilişki ve bunların kapsamına giren şeylerle bozulur." ifadesine yer verilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı orucu bozan şeyleri ayrınıtılı şekilde açıklamıştır. İşte Ramazan'da orucu bozan şeyler 1- Boğaza kar ve yağmur kaçması, 2- Astım spreyi kullanmak, 3- Zorla bozdurulmak, 4- Buruna sıvı ilaç koymak, 5- Burnuna kolonya çekmek, [Koklamak bozmaz.] 6- Mukimken oruca başlayıp, sefere çıkınca yiyip içmek, 7- Ud ağacının, amberle tütsülenip dumanının çekilmesi, 8- Başkasının içtiği sigara dumanını isteyerek çekmek, 9- Kulağın içine ilaç damlatmak, kulağı ilaçlı suyla yıkamak, 10- Derideki açık yaraya konan sıvı veya katı ilacın sindirim yoluna girmesi, 11- Vücuda ilaç şırınga etmek, 12- İsteyerek, zorlayarak ağız dolusu kusmak, 13- Dişi kanayanın ağzındaki kanı yutması veya tükürükle eşit miktarda karışık kanı yutması, 14- İmsak vaktinin bittiğini bilmeden yiyip içmek, 15- Güneş battı zannederek orucunu bozmak, 16- Dişlerin arasında kalan nohut kadar şeyi yutmak, 17- Buruna çekilen suyun ağızdan çıkması, 18- Abdest alırken boğaza su kaçması, [Hanbelî’de bozmaz.] 19- Kâğıt, taş, pamuk, ot, pişmemiş pirinç gibi ilaç ve gıda olmayan şeyi yutmak, 20- Makattan veya kadınların önden fitil kullanması, 21- Oruçlu olduğunu unutup yediğinde, orucu bozuldu sanarak, bilerek yemeye devam etmek, 22- İmsak vaktinden sonra niyet edenin, gün içinde orucunu kasten bozması, 23- Dil altına konan ilacı emmek RAMAZAN İMSAKİYESİ 2022! İl il Ramazan imsakiyesi için tıklayınız RAMAZAN AYI HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR Ramazan ayı hakkında sıkça sorulan sorular için aşağıdaki linke tıklayınız
Orucun Arap dilindeki karşılığı “savm” kelimesi olup, bu kelime “bir şeyden uzak durmak, kişinin kendini tutması ve engellemesi” manalarına gelmektedir. Terim olarak ise, “tan yerinin ağarmasından güneşin batma vaktine kadar, bir gaye uğruna bilinçli bir şekilde yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durup nefsi dizginlemek” çok hüküm gibi oruç da, İslâm'ın ilk yıllarında değil de Medine döneminde farz kılınmıştır. Orucun farz kılınması tarih olarak hicretin ikinci yılının Şaban ayına içmek ve cinsel ilişkide bulunmak orucu bozan şeylerdir. Bunların hangi durumda sadece kazâ, hangi durumda kazâ ile birlikte kefâreti gerektirdiğini görelim. a Kazâ ve Kefâreti Gerektiren Durumlar Orucu bozup hem kazâ hem de kefâreti gerektiren durumların başında rama-zan günü oruçlu iken yapılan cinsel ilişki gelmektedir. Zaten Peygamberimiz oruç kefâreti hükmünü, o zaman vuku bulan böyle bir cinsel ilişki olayı üzerine ver-miştir. Oruç kefâreti konusunda eldeki tek örnek ve delil de budur. Bu bakımdan bütün fıkıh mezhepleri, ramazan günü oruçlu iken bilerek ve isteyerek normal cinsel ilişkide bulunmanın, hem kazâ ve hem de kefâreti gerektireceği konusunda görüş birliği etmişlerdir. Bir şey yiyip içmenin kefâreti gerektirip gerektirmediği konusu ise mezhepler arasında tartışmalıdır. Hanefîler, bilerek ve isteyerek bir gıda veya gıda özelliği taşıyan her türlü maddeyi almayı da bu hükme kıyas ederek, bu durumda da hem kazâ hem de kefâret gerekeceğini söylemişlerdir. Peygamberimiz zamanında cereyan eden ve oruç kefâretinin gerekçesi olan olay şudur Bir adam "Mahvoldum" diyerek Peygamberimiz'e gelmiş ve ramazanın gündüzünde eşiyle cinsel ilişkide bulunduğunu söylemiş, bunun üzerine Peygamberimiz;- Köle âzat etme imkânın var mı? - Hayır, yok. - Peş peşe iki ay oruç tutabilir misin? - Hayır. Bu iş de zaten sabredemediğim için başıma geldi. - Altmış fakiri doyuracak malî imkânın var mı ? - sırada Peygamberimiz'e bir sepet hurma getirildi. Peygamber bu hurmayı adama vererek yoksullara dağıtmasını söyledi. Adam "Bizden daha muhtaç kimse mi var?" deyince Peygamberimiz gülümseyerek "Al git, bunları ailene yedir" diyerek adamı gönderdi Buhârî, “Savm”, 30; Müslim, “Sıyâm”, 81; Ebû Dâvûd, “Savm”, 37. Bilerek ve isteyerek kaçınılması gereken üç şey yeme, içme, cinsel birleşme dışında bir sebeple orucun bozulması durumunda kefâret gerekmeyip sadece kazâ gerekir. b Sadece Kazâyı Gerektiren Durumlar Oruç yasaklarının başında yeme ve içme geldiğini, oruçlunun kasten yiyip içmesinin kazâ ve kefâreti gerektirdiğini biliyoruz. Buna ilâve olarak Hanefî fakihleri, beslenme amacı ve anlamı taşımayan ve esasen yenilip içilmesi mûtat normal, alışılmış olmadığı gibi insan tabiatının meyletmediği şeylerin yenilip içilmesi durumunda da orucun bozulacağını, fakat bunun kefâreti gerektirmeyeceğini söylemişlerdir. Çiğ pirinç, çiğ hamur, un, ham meyve yemek veya fındık, badem ve cevizi kabuğuyla yutmak böyledir. Bunlar yiyecek maddesi olmakla birlikte, bunların bu şekilde yenilmesi normal değildir ve hem de bunlar bu halleriyle insanın iştah duyacağı ve yemek isteyeceği şeyler değildir. Fakihler, şehvetin normal cinsel birleşme dışında tatmin edilmesinin de aynı kapsamda değerlendirileceğini ağza giren yağmur, kar veya doluyu isteyerek yutmayı, su içme kapsamında değerlendirerek orucu bozacağını; fakat, kişinin kastı olmaksızın boğaza inen yağmur, kar ve dolunun orucu bozmayacağını söylemişlerdir. Kusma, kasten yapılmadığı durumlarda orucu bozmaz. Kasten yapıldığında ise, sadece ağız dolusu olması halinde beri ortaya koymaya çalışılan oruç tutma esprisi ve orucun anlam ve amacıyla pek bağdaşmayan muhtemel bütün davranışları ve olayları tek tek sıralamak mümkün olmadığı için bu konuda şöyle bir açıklama getirmek doğru olur Orucun anlamı, Allah rızâsı için, gerek beslenme gerekse tat ve keyif alma kasıt ve arzusu içeren yiyip içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak, özetle nefsi iştah ve şehvet duyduğu şeylerden mahrum etmektir. Bu yasağın ihlâli sayılan her davranış orucun mâna ve gayesine aykırıdır. Yeme, içme ve cinsel ilişki sayılan her davranış orucu bozar, kazâ edilmesini gerektirir. Kasıtlı olarak yapılırsa hem kazâ hem kefâret gerekir. Bayılma ve delirmenin orucu bozan şeylerden sayılması, esasen oruç yasaklarının ihlâli ile ilgili olmayıp, bütün mükellefiyetlerde ön şart olan bilinçlilik halinin geçici veya sürekli olarak yitirilmesi ile ilgilidir. Bu halin kapladığı günlerin kazâ edilmesinin istenmeyişi de aynı sebebe bağlıdır. Unutarak bir şey yemek ve içmekle oruç bozulmaz. Peygamberimiz oruçlu olduğunu unutarak yiyip içenlerin oruca devam etmelerini, onları Allah'ın yedirip içirdiğini söylemiştir Buhârî, “Savm”, 26; Müslim, “Sıyâm”, 17. Fakat yanlışlıkla hata yiyip içmek bundan farklı olup Hanefîler'e göre orucu bozar. Meselâ; bir kimse oruçlu olduğunun farkında olduğu halde kasıtsız olarak yanlışlıkla bir şey yese veya içse, diyelim ki abdest alırken ağzına aldığı sudan yutsa veya denizde yüzerken su yutsa orucu bozulur ve kazâ lâzım gelir. Şâfiîler orucu bozma kastı bulunmadığı için yanlışlıkla bir şey yiyip içmenin orucu bozmayacağını söylerken, Mâlikîler orucun anlamının imsak ortadan kalkmış olduğu gerekçesiyle, ister unutma isterse yanlışlık sonucu olsun, bir şey yiyip içmekle orucun bozulacağını söylemişlerdir. Sabah vaktinin girip girmediği konusunda şüphesi bulunan kimse yiyip içmeye devam ederken o esnada ikinci fecrin doğmuş olduğu ortaya çıksa oruç bozulur ve kazâ etmesi gerekir, kefâret gerekmez. Aynı şekilde güneşin battığını zannederek iftar ederken güneşin henüz batmadığı anlaşılsa yine kazâ gerekir. Ancak, bu durumda kefaretin gerekece?ini söyleyenler de vardır. Zira kişi, her iki durumda da zannı ile hareket etmiş ve yanıldığı ortaya çıkmış ise de zanların kuvvet derecesi aynı değildir. Birinci durumdaki zan güçlüdür; çünkü aslolan gecenin devam ediyor olmasıdır. İkinci durumdaki zan ise, bunun tersine zayıftır; çünkü aslolan gündüzün devam ediyor olmasıdır. Bu bakımdan güneşin batıp batmadığından şüphe eden kimse hemen iftar etmemeli, durumun netleşmesini beklemelidir. İmsak ve iftar vakitlerini gösteren bir takvim ve saatin bulunmadığı durumlarda kişi, kendi bilgi ve tecrübesiyle ictihad ederek ona göre davranır. Unutarak yiyip içtikten sonra orucunun bozulmuş olduğu zannıyla veya gece niyetlenemeyip gündüz niyetlendikten sonra, gündüz yapılan bu niyetin niyet sayılmayacağı zannıyla günün geri kalan kısmında bilerek bir şey yiyip içmek veya cinsel ilişkide bulunmak orucu bozar. Orucu bozacak fakat kefâreti de gerektirmeyecek bir davranıştan sonra, kişinin yiyip içmeye başlaması halinde, kural olarak kefâretin gerekmeyeceği belirtilmişse de, burada aslolan kişinin oruç tutma veya bozma konusundaki gerçek niyetidir. Amellerin niyetlere göre olduğu şeklindeki genel dinî ilkenin anlamı da budur. Bir şey yiyor veya içiyorken imsak vaktinin girdiğini anlayan kimse derhal yemeyi ve içmeyi bırakmalıdır. Bile bile yemeye veya içmeye devam etmesi halinde Hanefî imamlara göre bu kişiye kefâret gerekir. c İlâç Kullanmanın ve İğne Yaptırmanın Hükmü Ağızdan alınacak hap, şurup ve pastil gibi şeylerin orucu bozacağında görüş birliği bulunmaktadır. Çünkü bunlar doğrudan mideye inmekte, esasen tedavi amaçlı olsa bile dolaylı olarak beslenme niteliği de taşımaktadır. Göze, burun veya kulağa damlatılan ilâcın orucu bozup bozmayacağı konusu ise tartışmalıdır. Kimi âlimler, göze damlatılan ilâcın orucu bozmayacağı, kulak ve burna damlatılanın bozacağı görüşünde ise de, bunlardan burun içinin yemek borusuyla ve mideyle doğrudan bağlantısının bulundu-ğu, gözün dolaylı olarak boğaza açıldığı, kulağın ise mideyle böyle bir bağ-lantısının bulunmadığı düşünülürse, bunlardan sadece buruna konan ilâçlar hakkında ihtiyatlı olmak gerektiği sonucu çıkar. Böyle olunca, burna enfiye çekmek, boğaza inecek şekilde bol miktarda su çekmek gibi davranışlar orucu bozar. Bu organlara konan ve tamamen tedavi amaçlı ilâç ve damlalar ise orucu bozmaz. Çünkü bu son sayılan davranışın yeme ve içme, yani beslenme ve oruca karşı direnç kazanma faaliyeti sayılması isabetli yaptırma meselesine gelince Deri altına veya adaleye zerkedilen veya damardan yapılan iğnenin orucu bozup bozmayacağı konusu, ilk fakihlerin, yaralayıp vücuda giren bıçak vb. katı cisimler ile derin yara üzerine sürülen merhemin orucu bozup bozmayacağına ilişkin tartışmalarına göre belirlenmeye çalışılmıştır. Şöyle ki; a Ebû Hanîfe'nin “derin yara üzerine sürülen ve karın veya beyne ulaşan ilâcın/merhemin orucu bozacağı” yönündeki görüşünü alanlar, iğneyle vücuda bir şey zerkedilmesi durumunda orucun bozulacağını ileri sürmüşlerdir. Bu görüşte hareket noktası, tabii yollar dışından da olsa vücuda bir şeyin girmiş olmasının orucu bozacağı fikridir. İğne veya damar yoluyla alınan ilâç, serum veya aşı vücudun içine akıtılmış olmakta ve bütün vücuda yayılmaktadır. Beslenme sayılıp sayılmayacağı tartışılsa bile, bunların vücudu güçlendirdiği ortadadır. Bu şekilde alınan ilâç, gerek ağızdan alınsın gerekse iğneyle zerkedilmiş olsun, hiçbir şekilde kefâret gerektirmese de orucu bozar ve kazâyı gerektirir. İlâç almak veya iğne yaptırmak durumunda olan kimselerin ya o gün oruç tutmamaları ya da ilâç almayı ve iğne yaptırmayı sahur ve iftar vakitlerine almaları gerekir. b Buna mukabil Ebû Yûsuf ve Muhammed'in “derin yara üzerine sürülen merhemin orucu bozmayacağı” yönündeki görüşünü esas alanlar ise iğneyle vücuda bir ilâcın zerk edilmesi durumunda orucun bozulmayacağını söylemişlerdir. Ebû Yûsuf ve Muhammed, oruca "normal yollardan vücuda bir şey almaktan kaçınmak" şeklinde bir anlam yükledikleri için yaraya sürülen merhemin, karna veya beyne ulaşmış olmasının bir önemi olmayacağını, dolayısıyla bu durumda orucun bozulmayacağını söylemişlerdir. Eskiden fetvahâne ve daha sonra 1948 yılında Ezher Üniversitesi Fetva Komisyonu tabii delikler dışından vücuda giren bir şeyin orucu bozmayacağı yönünde fetva vermiştir. Çünkü bu tedavi yönteminin, ağız yoluyla ilâcın yutulmasına benzemediği açıktır. Bu noktadan hareketle, astım ve nefes darlığı sebebiyle ağza sıkılan spreyin zerrecikler halinde içeri gittiği doğru olsa bile bunların akciğerden öteye geçmediği ve mideye ulaşmadığı, gıda ve susuzluk giderme özelliği de taşımadıkları; bu sebeple bunların da orucu bozmayacağı ileri sürülmüştür. Ayrıca belli hastalıklara karşı korunmak maksadıyla yapılan aşıların hükmünde de tartışma bulunmakla birlikte, bu tür aşılarla vücuda mikrop verilerek bağışıklık kazandırmaya çalışıldığı, dolayısıyla bunların beslenme amaçlı olmadığı söylenerek oruca zarar vermeyeceği görüşü ağırlık kazanmıştır. Hangi görüş alınırsa alınsın, burada inisiyatif, tercih, karar ve tabii ki sorumluluk mükellefe ait olacaktır. Söz konusu olan şey bir ibadettir ve Allah rızâsı için yapılmaktadır. Bu bakımdan, oruç tutan bu şuurdaki insanların gerekmediği halde, hiç açlık, susuzluk ve sıkıntı hissetmeden oruç tutmak için bu yola tevessül edeceklerini düşünmek son derece anlamsızdır. Çünkü aklı olan herkes gayet iyi bilir ki içeriği boşaltılmış ve anlamı yozlaştırılmış ve göstermelik hale getirilmiş bir ibadetin hiçbir faydası olmadığı gibi, böyle yapan kişi sonuçta sadece kendi kendisini kandırmış olacaktır. Esasen dinimiz hasta olan veya tedavi sürecinde olan kişilerin oruç tutmamasına ruhsat vermektedir. Bu bakımdan ilâç kullanmak veya iğne yaptırmak durumunda olan kimseler, hem iyi bir tedavi görüp sağlığına kavuşmak, hem de ibadetlerini ileride huzûr-ı kalp ile ve içe sinerek yapabilmek gayesiyle tedavileri tamamlanıncaya kadar oruç tutmayabilirler. Bu tamamıyla kendilerinin karar vereceği bir konudur. Bununla birlikte bu kimseler, ramazan ayında herkesle birilikte oruca devam etmeyi arzu ediyor ve bu ibadet ayının mânevî havasından kopmak istemiyorlarsa, oruç için başka bir engelleri de yoksa, ikinci grup fakihlere ait olan ve ağırlıklı bulunan fetvayı esas alabilir, oruçlu oldukları halde tedavi ve aşı amaçlı iğneleri yaptırabilirler. ORUÇ TUTMANIN FARZ OLMADIĞI DURUMLAR Yolculuk İslâm, insanlara üstesinden gelemeyecekleri mükellefiyetleri yüklemez. Emirler takat ölçüsündedir. Yolculuk ise, zaman zaman meşakkat ve sıkıntıların olduğu bir durumdur. Böyle bir durumdaki Müslüman yolculuğun vereceği meşakkat karşısında oruç tutmada zorlanabilir. Bundan dolayıdır ki Cenab-ı Hakk, Bakara suresinin 184. âyetinde bu durumdaki kimselere oruç tutmama noktasında ruhsat vermiştir. Seferde iken oruç tutmayan daha sonra kaza eder. Ancak dileyen kimseler, yolcu oldukları halde bu orucu tutabilirler. Hastalık Yüce Yaratıcı, oruç tutamayacak kadar hasta olan kimselere de ruhsat vermiş, oruç mükellefiyetinden onları istisna etmiştir. Bunlar iyileştikten sonra tutamadıkları orucu kaza ederler. Burada hastalığı tam olarak tarif etmek gerekir. Hastalık, insanın hayatî fonksiyonlarının muntazam şekilde seyir etmemesi veya etraftan gelen uyarılara cevap verilmeme hali olarak tarif edilebilir. Hastalık, oldukça ciddi ve tedavi gerektiren bir durum olabileceği gibi basit bir rahatsızlık da olabilir. Bu ayırımı yapmayı yani oruç tutup tutmaması gereken kimseleri ayırmayı İslâm, Tabib-i Müslim-i Hâzık'a, müslüman mütehassıs hekime bırakmıştır. Tabiatıyle rastgele bir kimseye danışarak oruç tutmamak Allah katında o şahsa manevî mesuliyet yükler. Gebelik ve çocuk emzirmek Gebe olan ya da çocuğunu emzirme durumunda olan kadınlar, gerek kendilerine, gerekse çocuklarına bir zarar gelmemesi için, oruç tutmama noktasındaki ruhsata dahildirler ve daha sonra müsait olduklarında kaza ederler. Bkz İbn Mâce, Sıyâm 3 Yaşlılık İslâm, oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimselere ruhsat tanımış, tutamadıkları her gün için bir fakir doyurmak suretiyle bu onları bu ibadetten muaf tutmuştur. Aşırı açlık ve susuzluk Oruçlu olan bir kimse, aşırı açlık ve susuzlukla karşı karşıya kalsa, orucun, onun beden ve ruh sağlığını ciddi boyutta etkileyeceğinden endişe etse yahut doktor bu hususta kendisine tutmaması noktasında rapor vermiş olsa, bu kimse de oruçtan muaf tutulmuş olup, sağlığına kavuştuğunda, tutamadığı günler kadar tutmak suretiyle bu ibadeti yerine getirmiş olur. İkrah Yani zorla oruç tutturulmamak halidir. Birisi oruç tutana, "Orucunu bozmazsan seni öldürürüm veya bir uzvunu keserim" diye tehdit etmişse, dediğini yapmaya gücü yetiyorsa, oruçlunun orucunu bozması mübah olur. ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER NELER? * Unutarak yemek içmek ve cinsî münasebette bulunmak. Unutarak yapılan bu işler orucu bozmaz. Ancak oruçlu olduğunu hatırladığı anda, bu işleri yapmayı bırakması gerekir. * Birinin unutarak yiyip içtiği görülürse, eğer yiyip içen adam, güçsüz, zayıf ve ihtiyar birisi ise hatırlatmamak daha iyidir. Zira bu, Allah'ın, o kimseye, güçsüzlüğüne merhameten orucunu unutturmak suretiyle ikram ettiği bir rızıktır. Unutarak yiyip içen kimse güçlü, kuvvetli biri ise hemen hatırlatılmalıdır. * Uyurken ihtilâm olmak. * Hanımını öpmek, elle tutmak, okşamak.. Bu durumda meni gelmedikçe oruç bozulmaz. * Kadına el sürmeden sadece bakmak veya şehevî konuları düşünmek sebebiyle tahrik olup meninin gelmesi. * Geceden cünüp olan kimsenin, yıkanmayı sahurdan sonraya, oruçlu vaktine bırakması. * Ağza gelen balgamı yutmak. * Kafasından burnun içine gelen akıntıyı çekip yutmak. * Denize, yahut başka bir suya dalınca, kulağa su kaçması. * İstek dışı olarak boğaza sigara dumanı gibi keyif verici bir duman girmesi. * Boğazına toz veya sinek kaçmak. Gözyaşı veya yüz teri ağza girecek olsa, eğer bir-iki damla kadarsa orucu bozmaz. Ancak tuzluluğu bütün ağız içinde hissedilecek kadar çok olup oruç hatırda iken yutulursa orucu bozar. * Sahurdan dişleri arasında kalmış nohut tanesinden küçük bir şeyi yutmak.. Nohut tanesinden büyük olursa orucu bozar. * Hariçten susam veya buğday tanesi kadar bir şeyi ağzına alıp yavaş yavaş ve tadı boğazına varmayacak şekilde çiğneyip yok etmek. * Kendiliğinden gelen kusuntu, yine kendiliğinden geriye gitse, ağız dolusu bile olsa orucu bozmaz. Kusma isteğiyle ağza getirilen az miktardaki kusmuk ise kendiliğinden içeri gitse orucu bozmaz. Fakat miktarı ağız dolusu ise orucu bozar. * Kan aldırmak. * Göze sürme çekmek. * Derideki gözeneklerden içeri giren şeyler orucu bozmaz. Buna binaen, vücuda sürülen yağ veya yıkanılıp soğukluğu içeri nüfuz eden su, orucu bozmaz. Çünkü bunlar yoluyla içeri girerler. * Baş veya karındaki bir yaraya konulan ilâç, vücuttan içeri girmedikçe oruç bozulmaz. ORUCU BOZUP YALNIZ KAZÂYI GEREKTİREN DURUMLAR * Yenilip içilmesi normal, alışılmış olmayan ve insan tabiatının meyletmediği şeylerin yenilip içilmesi orucu bozar ve sadece kazayı gerektirir. Taş, toprak, çiğ pirinç, çiğ hamur, un gibi insanların normalde yemediği şeyleri yemek orucu bozar ve sadece kazayı gerektirir. * Henüz içi olmamış yeşil cevizi yemek. Veya bademi, fındığı ve kuru fıstığı kabuğuyla birlikte çiğnemeden yutmak. * Arka yola fitil koymak, ilâç akıtmak. * Burna ilâç çekmek. * Kulağın içine yağ damlatmak. * Boğaza huni ile bir şey akıtmak. * Karında veya başta bulunan herhangi bir yaraya sürülen ilâcın vücuttan içeri nüfuz etmesi. * Boğaza kaçan yağmur, kar veya doluyu istemeyerek yutmak. * Abdest alırken boğazına veya burna su çekerken genzine hata ile suyun kaçması. * İsteyerek boğazına veya burnuna duman çekmek. Sigara, anber gibi lezzet ve keyif verici bir duman olursa kefaret de gerekir. * Ramazan günü zor kullanmak suretiyle yapılan cinsel ilişkiden dolayı, bu işe zorlanan kimseye sadece kaza gerekir, kefaret gerekmez. Zor kullanmak, can almak, bir organı kesmek veya bunlardan birine sebebiyet verecek şekilde dövmekle yapılan zorlamadır. Üzüntü ve acı verecek derecede olan dövmek veya sadece hapsetmek suretiyle yapılan bir zorlamadan dolayı Ramazan orucunu bozmak kaza ile birlikte kefareti de gerektirir. * Dişleri arasında kalan nohut tanesi kadar olan bir şeyi yemek. * Kendi isteğiyle dışarı kusmak. Bu kusma ağız dolusundan az da olsa orucu bozar. * Ağız dolusu kendiliğinden gelen veya isteyerek getirilen kusmuğu mideye çevirmek. * Sahur vakti geçtiği halde, geçmedi zannıyla sahur yemek. * Güneş battı, iftar oldu zannıyla oruç bozmak. * Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak. İsterse kasden olsun.. * Hanımını öpmek, okşamak, sarılma, sebebiyle erkekten ve kadından meninin gelmesi. Şehvetle sadece mezinin gelmesi ile oruç bozulmaz. * Ramazan orucunu tutmaya niyet etmeden gündüz yiyip içmek de sadece kazâyı gerektirir. Kefaret icab etmez. Çünkü kefaret oruç tutmamanın değil, tutulan orucu bozmanın cezasıdır. Fakat böyle bir şey günahtır. Tevbe etmek gerekir. * El ile meni getirmek istimna' - mastürbasyon. * Kan yutmak. Çoğunluğunu tükürük teşkil eden ağızdaki az kanı yutmak orucu bozmaz.
Diş fırçalamak orucu bozar mı? Ramazan ayı sebebiyle merak konusu oldu. 2 Nisan Cumartesi günü başlayan, Ramazan ayı için birçok vatandaş ibadetlerini doğru ve eksiksiz yerine getirmek istiyor. Peki Diş fırçalamak orucu bozar mı? Ramazan'da oruçluyken diş fırçalanır mı? Konuya ilişkin bilgileri sizler için derledik. DİŞ FIRÇALAMAK ORUCU BOZAR MI? Boğaza su kaçırmadan ağzı su ile çalkalamak orucu bozmadığı gibi diş fırçalamakla da oruç bozulmamaktadır. RAMAZAN'DA ORUÇLUYKEN DİŞ FIRÇALANIR MI? Diş macununun, misvak parçaları ya da suyun boğaza kaçması durumunda oruç bozulur. Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak, dişlerin imsakten önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun olur. ORUCU BOZAN VE BOZMAYAN ŞEYLER LİSTESİ! Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada "Oruç; yemek, içmek, cinsel ilişki ve bunların kapsamına giren şeylerle bozulur." ifadesine yer verilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı orucu bozan şeyleri ayrınıtılı şekilde açıklamıştır. İşte Ramazan'da orucu bozan şeyler 1- Boğaza kar ve yağmur kaçması, 2- Astım spreyi kullanmak, 3- Zorla bozdurulmak, 4- Buruna sıvı ilaç koymak, 5- Burnuna kolonya çekmek, [Koklamak bozmaz.] 6- Mukimken oruca başlayıp, sefere çıkınca yiyip içmek, 7- Ud ağacının, amberle tütsülenip dumanının çekilmesi, 8- Başkasının içtiği sigara dumanını isteyerek çekmek, 9- Kulağın içine ilaç damlatmak, kulağı ilaçlı suyla yıkamak, 10- Derideki açık yaraya konan sıvı veya katı ilacın sindirim yoluna girmesi, 11- Vücuda ilaç şırınga etmek, 12- İsteyerek, zorlayarak ağız dolusu kusmak, 13- Dişi kanayanın ağzındaki kanı yutması veya tükürükle eşit miktarda karışık kanı yutması, 14- İmsak vaktinin bittiğini bilmeden yiyip içmek, 15- Güneş battı zannederek orucunu bozmak, 16- Dişlerin arasında kalan nohut kadar şeyi yutmak, 17- Buruna çekilen suyun ağızdan çıkması, 18- Abdest alırken boğaza su kaçması, [Hanbelî’de bozmaz.] 19- Kâğıt, taş, pamuk, ot, pişmemiş pirinç gibi ilaç ve gıda olmayan şeyi yutmak, 20- Makattan veya kadınların önden fitil kullanması, 21- Oruçlu olduğunu unutup yediğinde, orucu bozuldu sanarak, bilerek yemeye devam etmek, 22- İmsak vaktinden sonra niyet edenin, gün içinde orucunu kasten bozması, 23- Dil altına konan ilacı emmek RAMAZAN İMSAKİYESİ 2022! İl il Ramazan imsakiyesi için tıklayınız RAMAZAN AYI HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR Ramazan ayı hakkında sıkça sorulan sorular için aşağıdaki linke tıklayınız
Abdest, müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma şekli olarak tarif edilir. Abdest, daha çok namaz kılmak için belirli bir sıra ile alınır. Peki abdest nasıl alınır? Abdestin farzları nedir? Abdest hangi durumlar bozulur? Abdest alınması mezheplere göre değişiyor mu? Abdest alırken niyet etmek şart mı? İşte abdeste dair temel bilgiler... ABDEST NASIL ALINIR? Dört mezhebin farz saydığı hususları da içerecek şekilde sünnet ve adabına riayet edilerek, abdest şöyle alınır Niyet ve besmele ile abdeste başlanıp önce eller bileklere kadar ve parmak araları da ovuşturularak üç defa yıkanır. Varsa deri üzerindeki hamur, boya, sakız gibi maddeler temizlenir. Parmaktaki yüzük oynatılır. Misvak veya diş fırçası ile, bunlar yoksa sağ elin parmaklarıyla dişler temizlenir. Sağ el ile üç defa ağza, üç defa da burna su verilir. Üç kere yüz yıkanır. Sonra dirsekle birlikte sağ kol üç defa, sonra aynı şekilde sol kol üç defa yıkanır. Sağ el ıslatılarak avuç ve parmakların içiyle başın üstü bir defa mesh edilir. Bu şekilde başın dörtte birini mesh etmek yeterli ise de iki elle başın tamamının mesh edilmesi Maliki mezhebine göre farz, diğer mezheplere göre sünnettir. Eller yine ıslatılarak başparmakla kulağın dışı, şahadet parmağı veya serçe parmakla içi mesh edildikten sonra her iki elin arkasıyla boyun mesh edilir. Önce sağ, sonra sol ayak, parmak uçlarından başlanarak topuk ve aşık kemikleri de dahil olmak üzere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına özen gösterilir. ABDESTİN FARZLARI NELERDİR? Abdest, “belli organları usulüne uygun olarak su ile yıkamak ve bazılarını da ıslak el ile mesh etmek” şeklinde tarif edilir. Abdestle ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar kollarınızı yıkayın, başınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm edin” Maide, 5/6 buyrulur. Hz. Peygamber de hem abdestin nasıl alınacağını müslümanlara fiili olarak göstermiş hem de abdestsiz olarak kılınacak hiçbir namazın Allah katında kabul olunmayacağını belirtmiştir. Abdestin bu ayette ifadesini bulan dört farzında sünni fıkıh mezhepleri ittifak etmişlerdir. Ancak Hanefi mezhebinin dışında kalan diğer üç sünni mezhebin bunlara bazı şartlar ilave ettiği görülür. Mesela abdeste niyet etmek bu üç mezhebe göre, abdeste başlarken besmele çekmek Hanbeliler’e göre, dört farzın ayette sayılan sıraya uygun yapılması tertip Şafii ve Hanbeliler’e göre, bu işlemlerin ara verilmeden yapılması Maliki ve Hanbeliler’e göre farzdır. Abdest alırken niyet etmek farz mıdır? Abdest alırken niyet etmek, Hanefi mezhebine göre sünnet, diğer üç mezhebe göre farzdır. Hanefiler, abdest ayeti olarak bilinen Maide 5/6 ayette emredilen fiiller arasında niyetin bulunmayışını delil olarak alırlar. Çünkü bu ayette; yüzü yıkamak, kolları dirseklerle birlikte yıkamak, başı mesh etmek ve ayakları topuklarla birlikte yıkamak emredilmektedir. Zira abdestte; kirlerden temizlenme nitelikleri ağır basmaktadır. Dolayısıyla hikmeti bilinen bir ibadet olarak abdestte niyet etmek şart değildir. Ayrıca, namazın şartlarından olan necasetten taharet’ ve setr-i avret’te niyetin zorunlu olmayışı, abdestte de niyetin farz olmadığını gösterir. Abdest alırken niyet etmenin farz olduğunu söyleyenler ise; Cenab-ı Hakk’ın “Onlar dini yalnız Allah’a has kılarak, ona kulluk etmekle emrolunmuşlardır.” Beyyine, 93/5 ayeti ile Hz. Peygamber “Bütün ameller niyetlere bağlıdır…” hadisinden hareketle her ibadette olduğu gibi abdestte de niyet etmenin farz olduğunu söylemişlerdir. Mezhepler arasında abdestin farzları konusunda farklılık var mıdır? Hanefilere göre abdestin farzları, Kur’an-ı Kerim’de Maide, 5/6 ifade edildiği üzere; yüzü yıkamak, kolları dirseklerle birlikte yıkamak, başı mesh etmek, ayakları topuklarla birlikte yıkamaktır Mevsıli, el-İhtiyar, İstanbul, ts. , I, 11. Şafiilere göre bu şartlara ilaveten, abdeste niyet etmek ve tertip abdest organları yıkanırken ayetteki sırayı gözetmek de farzdır Şirbini, Muğni’l-Muhtac, Beyrut, ts. , I, 47-54. Hanbeliler, tertibi ve organların ara verilmeden art arda yıkanmasını muvalat el-Buhuti, Keşşafu’l-Kına’, Beyrut, 1402, I, 175; Malikiler ise, niyet ve abdest organlarının art arda yıkanması yanında, organların yıkanırken ovulmasını da abdestin farzlarından sayarlar Haraşi, Şerhu Muhtasari Halil, Daru’l-Fikr, Beyrut, ts, I, 120. Öte yandan abdestin ittifak edilen farzlarının detayıyla ilgili de mezhepler arasında bazı farklılıklar vardır. Hanbelilere göre yüzü yıkamanın kapsamına ağza ve burna su vermek dahildir İbn Kudame, el-Muğni, Daru Alemi’l-Kütüb, ts. , I, 166. Aynı şekilde hem Malikilere, hem de Hanbelilerce tercih edilen görüşe göre başın tamamını mesh etmek, başı mesh etme farzının kapsamındadır. Abdestin sadece farzlarıyla yetinildiğinde abdest geçerli olur mu? Abdestin farzlarıyla alakalı olarak Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinizle birlikte ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın.” Maide, 5/6 buyrulmuştur. Bu ayetten hareketle abdestin farzları; dirseklerle beraber elleri ve yüzü birer defa yıkamak, başın dörtte birini bir defa mesh etmek ve ayakları topuklarla birlikte aşık kemiklerine kadar bir defa yıkamak şeklinde belirlenmiştir. Ancak Peygamberimiz abdest alırken, ellerini dirsekleri ile beraber üç kere yıkamış, ağzına ve burnuna üçer kere su vermiş, yüzünü üç kere yıkamış, başını mesh etmiş, ayaklarını bilekleriyle beraber üç kere yıkamış ve şöyle buyurmuştur “Kim benim abdest aldığım gibi abdest alır ve aklından dünyalık şeyleri geçirmeden iki rekat namaz kılarsa geçmiş günahları bağışlanır” Buhari, Vüdu, 2324, 25. Dolayısıyla Hz. Peygamber aldığı gibi abdest almak sünnettir. Bir Müslümanın, yerine getirmekle yükümlü olduğu herhangi bir ibadetin sorumluluğundan kurtulması için o ibadetin farzlarını ve vaciplerini yerine getirmesi yeterlidir. O ibadetin sünnetleri elde edilecek sevabın arttırılmasına vesile olur, terk edilmeleri halinde ise bir sorumluluk doğurmaz. Ancak abdest alırken sünnetlerini kasten terk etmek mekruhtur. Abdestli olup olmadığını unutan ya da abdestinde şüphe eden bir kimse ne yapmalıdır? Bir kimse abdest aldığından emin olduğu halde, abdestini bozup bozmadığı konusunda şüpheye düşse, o kimse abdestli sayılır. Öte yandan abdestini bozduğunu bildiği halde, sonradan abdest alıp almadığından şüphe eden kimse de abdestsiz sayılır. Çünkü kesin olarak bilinen bir şey şüphe ile ortadan kalkmaz Mevsıli, el-İhtiyar, İstanbul, ts. , I, 11; İbn Abidin, Reddu’l-muhtar, I, 101- 102. Abdest alırken belli duaları okumak şart mıdır? İlmihal kitaplarında abdest alırken her organın yıkanması sırasında okunacak me’sur bazı dualara yer verilir Nevevi, el-Ezkar, Beyrut, 1421, s. 28- 29. Hz. Peygamber, her organ yıkanırken okunması için ayrı ayrı dua zikretmese de, abdestin bitiminde okunması için ümmetine şu duayı öğretmiştir. “Ben inanır ve şahitlik yaparım ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yine inanırım ki Muhammed O’nun kulu ve Peygamberidir. Allah’ım beni tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle” Hz. Peygamber kim bu duayı okursa kendisi için Cennetin sekiz kapısının açılacağını ve dilediği kapıdan içeri girmesine izin verileceğini müjdeler” Tirmizi, Taharet, 41. Bayılma ve aklını yitirme abdesti bozar mı? Az ya da çok süre bayılmak, çıldırmak akıl hastası olmak, yürüyüşte gayrı ihtiyari bir sallantı meydana getirecek derecede sarhoş olmak veya sara nöbeti tutmak gibi aklın algılama gücünü gideren şeylerle abdest bozulur. Bunların kendileri abdest bozucu değildir. Ancak bu durumda olanlar, yaptıklarını veya kendilerinden meydana gelen şeyi bilmedikleri için abdestleri bozulmuş olur Mevsıli, el-İhtiyar li ta’lili’l-Muhtar I, 10. Özen göstermeyenin abdesti geçerli olur mu? Abdestte, yüzü, dirseklerle birlikte kolları yıkamak, başı mesh etmek ve ayakları topuklarla birlikte yıkamak farzdır. Yıkanması gereken organların, kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması ve başın dörtte birinin mesh edilmesi durumunda abdest geçerlidir. Zaruret olmadan bu organlardan az da olsa bir miktarı kuru kalırsa abdest sahih/geçerli olmaz.. Peygamberimiz, abdest alırken ayaklarını yıkayıp ökçelerine su ulaşmayan birisini gördüğünde “Vay bu ökçelerin ateşten haline” Buhari, Vudu 27, 29; Müslim, Tahare 25, 26, 28 diyerek uyarıda bulunmuştur. Yine Peygamberimiz abdest alıp da ayağında tırnak kadar bir yer kuru kalan birisi yanına geldiğinde ona “Dön de abdestini güzelce al” buyurmuşlardır Müslim, Tahare, 31; Ebu Davud, Tahare, 67; İbn Mace, Tahare, 139. Suyun abdest organlarının tamamına ulaşabilmesi için varsa parmaktaki yüzüğün oynatılması, el, yüz ve ayakta bulunan ve suyun deriye temasını önleyen maddelerin imkan dahilinde çıkartılması gerekir İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, I, 104. Abdestin yukarıda belirtilen farzlarının yanı sıra besmele ile başlamak, niyet etmek, organları üçer defa yıkamak gibi sünnetleri de vardır. Bu sünnetler, abdestin farzlarını tamamlar ve daha fazla sevap kazanmaya vesile olur. Farzları yapmış olmak, alınan abdest için geçerlidir. Ancak abdest alırken özen göstermemek veya abdestin sünnetlerini kasten terk etmek mekruhtur İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, Riyad, 1423/2003, I, 218-219. Gözdeki lens abdest ve gusle engel midir? Gusülde ve abdestte gözün iç kısmını yıkamak farz değildir. Dolayısıyla göze lens takmak gusle ve abdeste engel değildir Kasani, Bedaiu’s-Sanai’, 1, 67. Kusmak abdesti bozar mı? Hz. Peygamber kusmaktan dolayı abdest aldığı rivayet edilmiştir Tirmizi, Taharet, 64. Ancak bunun ağız dolusu olması gerekir Meydani, el-Lübab, I, 18. Ağız dolusu kusulan şey, ister yemek, ister safra, ister kan olsun, abdesti bozar. Balgam ise tükürük hükmünde olup abdesti bozmaz. Ağız dolusu sayılmanın ölçüsü, gelen kusmuğun zorlanmadan tutulamayacak bir durumda olmasıdır. Aynı mekanda gelip, toplamı ağız dolusu olan kusmukla da abdest bozulur Merğinani, el-Hidaye, I, 14; Mevsıli, el-İhtiyar, I, 10. Şafiilere göre abdest sadece ön ve arkadan çıkan şeylerle bozulur. Bunların dışındaki yerlerden gelen sıvılar abdesti bozmaz. Dolayısıyla onlara göre, kusmakla abdest bozulmaz Maverdi, el-Havi’l-Kebir, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 1414/1994, I, 199-200. Cilde veya tırnaklara yapışan veya sürülen maddeler abdest ve gusle engel olur mu? Gusül veya abdest alırken, yıkanması gereken organların kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması gerekir. Aksi halde gusül veya abdest geçerli olmaz. Dolayısıyla, gusledecek veya abdest alacak kimsenin bedeninde veya abdest organlarında suyun ulaşmasına engel olacak bir madde bulunmamalıdır Ali el-Kari, Feth-u Babi’l-İnaye, 1, 31. Ancak mesleğini icra ederken tırnaklarının arasına boya giren boyacı veya tırnaklarının arasına çamur girip de çıkartamayan çiftçi ve benzeri meslek sahipleri bundan müstesnadır İbnu Abidin, er-Reddu’l-muhtar, I, 154; el-Fetava’l-hindiyye, I, 4. Dolayısıyla cilde yapışan ve tırnak aralarında kalan hamur, mum, zamk, boya vb. şeyler abdest ve gusle engel olmaz. Güzellik ya da tedavi maksatlı takma tırnak’ yaptırmak, abdeste ve gusle engel midir? Abdest veya guslün geçerli olması için suyun, bedenin veya abdest organlarının yıkanması gereken kısmın her tarafına ulaşması gerekir. Yıkanması gereken yerlerde kuru yer kalırsa gusül ve abdest geçersiz olur. Abdest alacak veya gusledecek kimsenin bedeninde, suyun deriye ulaşmasını engelleyecek bir şey varsa önce onu gidermesi gerekir Müslim, Tahare, 31; Ebu Davud, Taharet, 99; Ali el-Kari, Fethu babi’l-İnaye, I, 31. Bu itibarla, güzellik amacı ile tırnakların üzerine yapıştırılan yapay tırnaklar suyun kişinin kendi tırnağına ulaşmasına engel olacağı için gusül ve abdeste de engel olur. Ancak tedavi amacı ile zorunlu olarak bedene takılan veya yapıştırılan kalıcı materyal ise suyun bedene ulaşmasına engel olsa bile, gusül ve abdeste engel olmaz. Böyle durumlarda takılan veya yapıştırılan şeyin üstünün yıkanması, bu da mümkün olmazsa üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Çıkarılıp takılabilen tırnakların ise abdest ve gusül için çıkartılıp altlarının yıkanması gerekir. Diş doldurtmak veya kaplatmak abdest ve gusle engel olur mu? Tedavi amacıyla diş doldurmak veya kaplatmak caiz olup abdest ve guslün sıhhatine engel teşkil etmez. Ancak çıkarılıp takılabilen/sabit olmayan dişlerin gusül abdesti esnasında ağzı yıkarken mazmaza çıkarılması gerekir. Diş dolgusu yapıldıktan ve dolguyu korumak için üstü de kaplandıktan sonra, dolgu ve kaplamanın dışı, dişin dış kısmı hükmünü alır. Bu sebeple, ağız yıkanınca, kaplama yapılan dişler de yıkanmış sayılır. Bu nedenle kişi, gerektiğinde tedavi amaçlı olarak dişlerine dolgu veya kaplama yaptırabilir ve abdest ya da gusül alıp, ibadetlerini yapabilir. Yapılan bu işlem tedavi amaçlı ve zorunlu olduğundan, mezhepler arasında bir ihtilaf söz konusu değildir. Diş dolgusu veya kaplaması konusundaki ihtilaflar, guslün veya abdestin geçerli olup-olmayacağı konusuyla alakalı bir durum değildir. Çıkan dişin yerine bağlandığında kullanılan tel veya başka bir madde, çok sıkı bağlanacağı için, suyun altına girmesine engel olur. Buna rağmen fukaha, kopan dişi yerine bağlatmanın caiz olduğunda görüş birliği içindedirler. Abdest alan kimseye selam verilebilir mi? Selam dinimizin çok önem verdiği simgelerden birisidir. Hz. Peygamber selamlaşmanın, Müslümanlar arasında sevginin yayılmasına sebep olacağını bildirmiştir Ebu Davud, Edeb, 134. Ancak selam verildiği takdirde selama karşılık veremeyecek durumda olan kimselere selam vermek uygun değildir. Mesela, ezan, Kur’an-ı Kerim ve hutbe okuyana, hutbe dinleyenlere selam vermek mekruh kabul edilmiştir. Ancak avret mahalli örtülü bir şekilde banyo yapan kimsenin, kendisine verilen selamı alması caizdir İbn Nüceym, Bahru’r-raik, Beyrut, ts. I, 272. Zira, bir gün Hz. Peygamber kızı Fatıma’nın hazırladığı örtünün arkasında guslederken kendisine selam verilmiş, O da “merhaba” diyerek karşılık vermiştir. Abdest de ibadete hazırlık ve bir yönü ile ibadet sayıldığından abdestle meşgul olan kimseye selam vermemek daha uygundur. Abdest organlarını elbiseyle kurulamanın veya abdest suyunun elbiseye sıçramasının sakıncası var mıdır? Abdest ve gusülde kullanılmış sulara ma-i musta’mel’ kullanılmış su denir. Kullanılmış su’ hükmi kirliliği giderme özelliğini yitirmiş olsa bile, necis sayılmaz. Bu sebeple bu tür sular bulaşmış olduğu yeri kirletmiş olmaz. Bununla beraber abdest alan kimsenin, hijyen ve temizlik açısından bu gibi suların, üzerine sıçramasından kaçınmaya özen göstermesi ve abdestten sonra, kağıt veya havlu gibi şeylerle kurulanması uygun olur. Bu imkan bulunamadığında, ihtiyaç halinde kişi elbisesiyle abdest organlarını kurulayabilir. Abdest bitmeden önce, yıkanan organı kurulamak caiz midir? Abdest alan kişi, abdest organlarındaki ıslaklığı havlu vb. bir şeyle kurulayabileceği gibi, kurulamadan da bırakabilir. Kurulanmayı abdestin sonuna bırakmak sünnettir. Zira Rasulüllah abdest aldıktan sonra yüzünü kuruladığı bir havlusunun bulunduğu rivayet edilmektedir Tirmizi, Taharet, 40. Abdest alırken tüm organları ara vermeksizin peş peşe yıkamak vila da Hanefi mezhebine göre sünnet olduğundan Mevsıli, İhtiyar, İstanbul, ts. I, 9; İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, Beyrut, 1421/2000, I, 156, bir özür olmaksızın abdest bitmeden yıkanan organların kurulanması durumunda, sünnet terk edildiği için mekruh işlenmiş olur. Ancak abdest alan kişi, abdest esnasında bir organını yıkadıktan hemen sonra, alerji vb. özür sebebi ile kurulama ihtiyacı duyarsa, bunu yapmasında bir sakınca olmaz. Abdest alırken diş etinde kanama meydana gelen kişinin abdesti bozulur mu? Bedendeki bir yaradan çıkıp yaranın dışına akan kan abdesti bozar. Ancak diş etinden çıkan kan, karıştığı tükrüğün yarısı veya daha fazlası kadar ise abdesti bozar Mevsıli, İhtiyar, İstanbul, ts. I, 10. Şafiilere göre ise abdest, sadece ön ve arkadan çıkan şeylerle bozulur. Bunların dışındaki yerlerden gelen sıvılar abdesti bozmaz. Dolayısıyla diş eti kanamasıyla abdest bozulmaz Maverdi, el-Havi’l-Kebir, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 1414/1994, I, 199-200. Abdestli iken az da olsa uyumak abdesti bozar mı? Yan üstü yatarak, bağdaş kurarak, dirseklere dayanarak, ayakları yan tarafa çıkarıp oturarak, namaz dışında secde haline geçerek uyumak veya oturup dayandığı şey alındığı takdirde düşecek derecede bir şeye yaslanarak uyumak abdesti bozar. Ancak, uyku ile uyanıklık arasındaki hal, oturağı tamamen yere yerleştirerek uyumak veya bir yere dayanmadan uyumak abdesti bozmaz Mevsıli, el-İhtiyar, I, 10.
Orucu bozan durumlar çok merak ediliyor. Özellikle Ramazan ayında oruç tutarken hangi durumlar orucu bozar hangileri bozmaz araştırılıyor. Peki diş kanaması orucu bozar mı? Oruçluyken diş eti kanaması orucu bozuyor mu? Hanefi, Şafii, Hanbeli ve Maliki mezhebine göre diş kanaması orucu bozar mı fetvası nedir?DİŞ KANAMASI ORUCU BOZAR MI? DİYANET'E GÖREDiş kanaması orucu bozmaz. Ancak çıkan kan, karıştığı tükürüğe eşit veya daha fazla olursa yutulması hâlinde oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir. Daha az miktarda olan kan ise dikkate alınmaz Haddâd, el-Cevhera, I, 173.DİŞ YARASINDAN ÇIKAN KANIN TÜKÜRÜK İLE YUTULMASI ORUCU BOZAR MI? DİYANETDiş kanaması orucu bozmaz. Ancak çıkan kan, karıştığı tükürüğe eşit veya daha fazla olursa yutulması hâlinde oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir. Daha az miktarda olan kan ise dikkate alınmaz Haddâd, el-Cevhera, I, 173.HANEFİ MEZHEBİNE GÖRE ORUCU BOZMAYAN DURUMLAR NELERDİR?Orucu bozmayan durumlar için Hanefî mezhebi esas alınıp şöylece sıralanabilir- Ağız dolusu bile olsa kendi isteğiyle olmaksızın Boğazına su kaçmamak kaydıyla serinlemek için yıkanmak veya Suyla ıslatılmış bile olsa misvak veya diş fırçası Göze sürme Balgam veya burun akıntısını yahut ağzı çalkaladıktan sonra kalan yaşlığı tükürükle Güzel koku sürünmek veya Oruçlu olduğunu unutarak oruç yasaklarını ihlâl etmek. - Cünüp olarak veya hayız yahut nifas kanı gece kesildiği halde gusül abdesti almadan KANAMASI VE DİŞ YARASINDAN ÇIKAN KANIN TÜKÜRÜK İLE YUTULMASI ORUCU BOZAR MI?Diş kanaması orucu bozmaz. Ancak çıkan kan, karıştığı tükürüğe eşit veya daha fazla olursa yutulması hâlinde oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir. Daha az miktarda olan kan ise dikkate alınmaz Haddâd, el-Cevhera, I, 173.AĞLAMAK ORUCU BOZAR MI? DİYANET'E GÖREOruçluyken ağlamak orucu bozmaz. Orucu bozan durumlar içilen, yenen bir şey yada birliktelik durumlarda orucumuz bozulmaktadır. Ağladığımız zaman oruç bozulmaz. Çünkü ağladığımızda ağzımıza veya burnumuza su girmiyor. Haliyle ağlayan bir kişinin orucu bozulmaz ve oruç tutmaya devam VEYA NAMAZ DIŞINDA AĞLAMAK ABDESTİ BOZAR MI?Her ne sebeple olursa olsun namaz dışında ağlamak ve buna bağlı olarak gözden yaş akması abdesti bozmaz. Ancak namaz esnasında, dünyalık bir endişe ile ses çıkararak ağlamak kişinin namazını bozar, abdestini bozmaz Mergınanî, el-Hidâye, II, 4,5. Bununla birlikte namazda Allah korkusu, cennet veya cehennemin hatırlanması vb. nedenlerle ağlamak abdesti bozmayacağı gibi namaza da zarar OLMAK VEYA İĞNE VURULMAK ORUCU BOZAR MI? Oruç ; yemek, içmek, cinsel ilişki ve bunların kapsamına giren şeylerle bozulur. Bu sebeple, besin değeri taşımayan aşılar orucu devam eden hastalar, sağlıklarına kavuşup tedavileri sona erinceye kadar oruçlarını erteleyebilirler. Bununla birlikte, Ramazan ayında herkesle birlikte oruca devam etmeyi arzu ediyorlar ve oruç tutmalarına da başka bir engel bulunmuyorsa iğnelerini iftardan sonra yaptırmaları yerinde olur. Bu imkâna sahip olmayanlar, tedavi ve aşı amaçlı iğne yaptırabilirler. Ancak, oruçlu iken gıda ve vitamin iğneleri yaptıranların, ağızdan aşı alanların damardan serum ve kan verilenlerin orucu bozulur. Daha sonra bu oruç kaza BOZAN ŞEYLER NELERDİR?Orucun temel unsuru, yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak, nefsi bunlardan mahrum bırakmak olduğu için, oruçlu iken bunlar ve bu anlama gelecek davranışlar orucu bozar. Yemek ve içmek, yenilip içilmesi mûtat olan her şeyi kapsamı içine alır. Sigara, nargile gibi keyif veren tütün kökenli dumanlı maddeler ile uyuşturucular ve tiryakilik gereği alınan tüm maddeler oruç yasakları kapsamına girer İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, III, 386-387. Her ne sebeple olursa olsun, ağızdan alınan ilaçlar da aynı hükme SPREYİ KULLANMAK ORUCU BOZAR MI?Tedavi amacıyla buruna damlatılan ilacın bir damlası, yaklaşık 0, 06 cm3 tür. Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte, çok az bir kısmı mideye ulaşmaktadır. Bu da, mazmazadan ağzı su ile çalkalamadan sonra ağızda kalan rutubette olduğu gibi orucu bozacak düzeyde görülmemiştir. Kaldı ki bu işlem yeme içme yani gıdalanma anlamı da taşımamaktadır. Dolayısıyla burun damlası orucu bozmaz DİYK 22. 09. 2005 tarihli karar.AĞIZ KOKUSUNU ÖNLEMEK İÇİN AĞIZ SPREYİ KULLANMAK VEYA SAKIZ ÇİĞNEMEK ORUCA ZARAR VERİR Mİ? DİYANETAğız ve burundan alınıp mideye ulaşan her şey orucu bozar. Bu itibarla, ağız kokusunu önlemek veya diş ağrısını gidermek maksadı ile ağza sıkılan sprey ve benzeri maddeler yutulur da mideye ulaşırsa orucu bozar, yutulmazsa üretilen sakızlarda, ağızda çözülen katkı maddeleri bulunduğundan, ne kadar dikkat edilirse edilsin bunların yutulmasından kaçınmak mümkün değildir. Bu sebeple bu tür sakız çiğnemek orucu bozar İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, III, 395, 396. Öte yandan, hangi sakızın orucu bozmayan türden olduğu bilinemeyeceğinden oruçlu iken sakız çiğnemekten DAMLASI ORUCU BOZAR MI? DİYANET'E GÖREKonunun uzmanlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç, miktar olarak çok az 1 mililitrenin 1/20'si olan 50 mikrolitre olup bunun bir kısmı gözün kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallarda ve mukozasında mesâmat gözenekler yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Kaldı ki bu işlem yeme içme yani gıdalanma anlamı da taşımamaktadır. Dolayısıyla göz damlası orucu bozmaz. DİYK 22. 09. 2005 tarihli karar; bkz. Kâsânî, Bedâî', II, 98.KULAK DAMLASI ORUCU BOZAR MI?Kulak ile boğaz arasında bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak zarı bu kanalı tıkadığından, ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle kulağa damlatılan ilaç orucu zarında delik bulunsa bile, kulağa damlatılan ilaç, kulak içerisinde emileceği için, ilaç ya hiç mideye ulaşmayacak ya da çok azı ulaşacaktır. Kaldı ki bu işlem yeme içme yani gıdalanma anlamı da taşımamaktadır. Dolayısıyla kulak damlası orucu bozmaz DİYK 22. 09. 2005 tarihli karar; bkz. Merğînânî, el-Hidâye, II, 263; Kâsânî, Bedâî', II, 98; İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, III, 367, 376. Ramazan Hanefi İlaç Oruç Dini Gündem Güncel Haberler
diş arasında kalan yemek namaz abdesti bozar mı