🎆 Doktor Korkusunu Yenmenin 10 Püf Noktası
Sağlıklı bir yaşam ve ideal kiloya ulaşmak için metabolizma hızı oldukça önemlidir. Bu sayede kişilerin kilo vermesi de kolay bir hale gelir.
Doç. Dr. Fahri Erenel TSK'nın olası sınır ötesi operasyonunu değerlendirdi: Münbiç PKK'nın Fırat'ın batısındaki tek varoluş noktası Abone Ol 07 Haziran 2022, 10:45 Yeni Şafak
Yeni Doğan Bebek Bakımının 10 Püf Noktası. Ailelerin en fazla yaptığı yanlışlardan biri sürekli yeni doğan bebekleri sıcak ortamda tutup soğuk algınlığı gibi hastalıkların ortaya çıkmasını engellemeye çalışmaktır. Oysa ki uzmanlar yeni doğan bebeklerin bulunduğu ortamın ısısını çok fazla artırmamayı öneriyor.
Buçalışma ile istismarcı yönetim ile örgütsel sessizlik boyutları arasındaki ilişki ve bu ilişkide kültürün güç mesafesi boyutunun düzenleyici ve örgüt tabanlı benlik saygısının aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır.
İçindekiler 5 Temel Sos: Malzemeleri, Hazırlanışı, Püf Noktaları ve Kullanıldığı Yemekler. 1) Beşamel Sos. 2) Espanyol Sos. 3) Velute Sos. 4) Domates Sosu. 5) Hollandez Sosu. Sos Çeşitleri ile Hazırlanan 12 Çarpıcı Tarif.
1- İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mezunu olan ünlü oyuncu Cüneyt Arkın. 2- İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü Mezunu olan Şarkıcı-Doktor Ferhat Göçer. 3- Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Okuan Türkiye 2. güzeli-Sunucu- Doktor Elif Ilgaz. 4- İstanbul Üniversitesi
JqskdOY. Tüketilen su ve tuz miktarı, stres, düzensiz beslenme, kullanılan ilaç takviyeleri gibi birçok nedene bağlı olarak vücudun ödem tutmakta olduğunu kaydeden Sular, “Genellikle diyette olan danışanlarımızda da diyet sürecinde çok sık karşılaştığımız durum olan ödeme gelin küçük dikkatler ve takviyelerle savaş açalım. Çevremizde çok sık duyduğumuz tartıların korkulu rüyası ödem” dedi. Diyetisyen Şeyda Sular, ödemi engelleyen 10 püf nokta hakkında şöyle konuştu “Su tüketimi Günde en az kg başına 30 ml su tüketimi ödemin 1 numaralı düşmanıdır. Yaklaşık içeceğiniz litre su vücudunuzda ödem oluşmasını engelleyecektir. Tuz tüketimi Günlük gereksinimden fazla alınan tuz size ödem olarak dönecektir. Dünya sağlık örgütü birçok hastalığı da tetikleyen tuz tüketimini günlük 5 gramın üstünde tutulmaması gerektiğini bildirmiştir. Maydanoz Maydanoz güçlü bir idrar söktürücüdür ve ödem problemlerinde sıklıkla kullanılır. Sizde sabah kahvaltınıza yada salatalarınıza ilave edebilir ekstradan bitki çaylarınıza da bir tutam ekleyebilirsiniz. Ananas Hem lezzetli hem de ödem atmanızda yardımcı harika bir meyve. İster kendisini tüketin ister probiyotik yoğurdun üstüne dilimleyin ama muhakkak ödem şikayetiniz varsa tüketin. Karnonhidrat tüketimi Aşırı karbonhidrat tüketimi özellikle beyaz un, şekerlemeler ve pirinç gibi glisemik indeksi yüksek olan karbonhidratlar yerine tam buğday,kepek ve yulaf gibi glisemik indeksi düşük karbonhidratlar vücutta oluşan ödemi azaltacaktır. Alkol tüketimi Günlük aldığınız alkol miktarı ve sıklığı vücuttaki ödemi etkileyen bir unsurdur. Bunu göz önünde bulundurursak tüketim sıklığını ve miktarını olabildiğince azaltarak alkol tüketirken yanında içeceğiniz su ödemi minimuma indirecektir. Fiziksel aktivite Düzenli yapılan egzersiz vücuttaki sıvı dengesinin de korunmasına ve düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Gün içinde yapacağınız 30-45 dk tempolu yürüyüş ödem probleminizi azaltacaktır. Kiraz sapı Günlük hayatımızda çok fazla tükettiğimiz siyah çay ve kahve yerine bitki çaylarına yer vermeniz ödem probleminizi azaltacaktır. Özellikle iyi bir idrar söktürücü ve ödeme iyi gelen kiraz sapını tek başına ya da farklı bitki çaylarıyla karıştırarak tüketebilirsiniz. Muz İçeriğinde yer alan potasyumla ödem atmaya yardımcı olan muza günlük beslenmenizde yer adet küçük boy muzu 1 porsiyon meyve yerine tüketebilirsiniz. Kadınlar için günde 2 porsiyon, erkekler için günde 3 porsiyon meyve vitamin ve mineral açısından tüketilmelidir. Nar Yüksek lif içeriğiyle bağırsakların çalışmasına yardımcı olan nar aynı zamanda ödem atmaya da yardımcıdır. Şeker içeriğinden dolayı miktarı abartmadan günlük beslenmenizde yer verebilir salatalarınıza az miktarda ekleyerek renklendirebilirsiniz.”
Seks hayatınızı canlandırmak istiyorsanız illa kimyasal içerikli ürünleri kullanmanıza gerek yok. Bunun yarine doğanın bizlere sunduğu şifalı besinleri düzenli tüketerek doğal afrodizyak alabilirsiniz. Beslenme ve Sağlık Koçu Elaina Lo, yatak odasında performansı güçlendiren 5 besini açıkladı. Nar tohumu polifenol içerir. Pelifenoller ise kan damarlarını gevşetir, beyne ve kalbe kan iletimini artırır. Kan dolaşımını artırmaya yardımcı olan polifenoller, iyi bir cinsel hayatın kapılarını aralar. Aynı zamanda seks hormonlarını uyararak sertleşme sorununu da ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Kabak çekirdeği çinko ve magnezyum deposudur. Cinsel sağlık için gerekli olan antioksidatifleri içerir. İçinde bulunan Omega-3 yağ asitleri üreme sağlığı noktasında oldukça etkilidir. Sperm kalitesini artıran avokado, içerdiği E vitamini sayesinde kan damarlarını genişletir. Bunun yanı sıra spermdeki DNA hasarını da önlemeye yardımcıdır. İstiridye, cinsel olgunlaşma için önemli bir mineral olan çinkoyu içermektedir. Çinko; testosteron üremesine yardımcı olur. Antioksidan deposu olan keten tohumu, cinsel organlara kan akışını artırır. İçerdiği Omega-3 sayesinde libidoyu artırmaya yardımcı olur. Başa dön tuşu
Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 enfeksiyonu kişinin sadece fiziksel sağlığını değil, ruhsal sağlığını da derinden etkiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak “Covid-19 sonrası görülen ruhsal sorunların bir kısmı bedensel hastalıklarla karışabilmektedir. Bu nedenle ruhsal hastalıklar hakkında bilgi sahibi olmak, belirtiler açısından dikkatli olmak önemlidir. Salgının devam ettiği bugünlerde de psikiyatri kliniklerinde sıklıkla Covid-19 ile ilişkili sorunlara rastlamaktayız. Özellikle yoğun bakımda tedavi görmek zorunda kalan, hastalığı ağır geçirmiş Covid-19 hastalarında yoğun bir şekilde travma sonrası stres bozukluğu yaşanıyor. Tedavi ile kontrol altında olan ruhsal rahatsızlıkların alevlenmesiyle de sıklıkla karşılıyoruz.” diyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, Covid-19 enfeksiyonu sonrası sık rastlanan 5 psikolojik sorunu ve Covid korkusunun hangi hastalıklarla karışabildiğini anlattı, ruhsal sağlığı korumaya yönelik önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. Anksiyete Kaygı bozuklukları Yapılan araştırmalar Covid-19 geçiren kişilerin en az yarısında kaygı bozukluğu belirtileri görüldüğünü göstermiştir. Hastalıkla ilgili kaygılı düşünceler sıklıkla gün içinde kişinin aklına gelir. Kişi şikayetlerinin geçmeyeceğine dair olumsuz düşünceleri zihninden atmakta zorlanabilir. Kişinin internet ortamında belirtileri ile ilgili uzun saatler araştırma yaptığını da sık görüyoruz. Çarpıntı, nefes darlığı, sıkıntı hissi, ölüm korkusu, uyumakta güçlük gibi şikayetler kaygı bozukluğunu düşündürmelidir. Özellikle nefes darlığı ve çarpıntı gibi şikayetler Covid-19 sonrası bir süre devam edebiliyor. Bu nedenle kaygı bozuklukları gözden kaçabilir. Ayrıca pek çok psikososyal sebepten dolayı Covid-19 geçirmeyen toplumda da kaygı bozukluğunun arttığını gözlemliyoruz. Bu belirtilerin sizde olduğunu düşünüyorsanız, bir ruh sağlığı profesyoneline danışmalısınız. Depresyon Covid-19 geçiren kişilerin yarısında depresif belirtiler görülüyor, toplumda ise depresif şikayetlerde genel olarak artış yaşanıyor. Mutsuzluk, hayattan keyif alamama, iştah ve uyku değişiklikleri gibi şikayetler depresyonun önemli bulgularıdır. Yapılan çalışmalarda, depresyonun en tehlikeli sonuçlarından biri olan intihar davranışının da pandemi sonrasında arttığı gösterilmiştir. Sosyal izolasyon, belirsizliğe bağlı kaygılar, ekonomik problemler, geçirilmiş depresyon öyküsü ve Covid-19 hastalığını ağır geçirmiş olmak önemli risk faktörleridir. Kendinizde ve yakınlarınızda depresif şikayetler gözlemlediğinizde en kısa sürede destek almalısınız. Zararlı alışkanlıklar Araştırmalar pandemi sonrası alkol tüketiminin iki kat arttığını göstermiştir. Geçmişte alkol problemleri olanlar özellikle risk altındadır. Bu “kendini tedavi etme” çabası ciddi bağımlılık tablolarının ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Ayrıca alkol ve madde bağımlılığı olan kimselerde Covid-19 enfeksiyonunun daha şiddetli seyrettiğini öne süren çalışmalar da mevcut. Uykusuzluk Covid-19 enfeksiyonu sonrası en sık görülen bulgulardan biri olan uykusuzluk, diğer ruhsal hastalıklara bağlı olabileceği gibi, tek başına da görülebiliyor. Henüz mekanizması tam olarak tespit edilmemekle birlikte, beyindeki hormonal ve biyokimyasal değişikliklerin sebep olduğu düşünülüyor. Bu durumu ayrıntılı bir değerlendirme sonucu uygun bir tedavi ile kontrol altına alabiliyoruz. Ayrıca pandemi döneminde genel toplumda kronik uykusuzluğun yüzde 40’lara vardığını görüyoruz. Ancak bazı kişilerde yaşam tarzı değişiklikleri bile bu durumu düzeltmek için yeterli olabiliyor. Travma sonrası stres bozukluğu Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak “Sıklıkla gözden kaçan bu rahatsızlık, özellikle hastanede yatan ağır Covid-19 hastalarında taburculuk sonrası yüzde 90 olarak görülebilmektedir. Özellikle yoğun bakımda tedavi gereksinimi olan hastaların, ruhsal travma yaşadığını görüyoruz. Yoğun ölüm korkusu, çaresizlik, umutsuzluk ve yalnızlık hisleri bu rahatsızlığın ortaya çıkmasına katkıda bulunuyor. Taburculuk sonrası akla istemsizce gelen ve hastane deneyimi ile ilgili kötü düşünceler, kabuslar, uykuya dalmada güçlük, hatırlatıcı uyaranlardan kaçınma davranışı bir aydan uzun süre devam ediyorsa tedaviye başvurulmalıdır. Bu rahatsızlık tedavi edilmediğinde kalıcı hale gelme riski taşımaktadır.” diyor. Ruhsal sağlığımızı korumanın 10 püf noktası Arkadaşlarınız ve sevdiklerinizle online görüşmeler yapın Bağışıklık sistemini güçlendiren yaşam tarzı benimseyin Alkol ve sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durun Sağlıklı ve dengeli beslenin Günde iki litre su içmeye özen gösterin Her gün aynı saatte yatağa yatıp, her gün aynı saatte kalkın Hareketsizlikten kaçının Düzenli egzersiz yapın Gerekirse profesyonel destek almaktan kaçınmayın Hobi edinin, hobilerinize zaman ayırın
İşyerinde çalışma şartlarından kaynaklanan kimi sorunlar, ruh sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. İş hayatı ile özel hayatta, yöneticiler ve çalışma arkadaşları arasında kurulacak dengeli ilişki ve doğru iletişim, stresle başa çıkmada etkili olabiliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, günümüzde işyerindeki çalışma şartlarından kaynaklanan başta depresyon, stres, kaygı olmak üzere çeşitli psikolojik sorunlar ortaya çıktığını belirterek “Bu tür sorunlar yaşamadığını düşünen insanlar bile zaman zaman çalışma ortamının olumsuz etkilerinden uzaklaşmak ihtiyacı duymaktadır” dedi. Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, çalışma ortamında ruh sağlığınızı korumak için yapılacaklar konusunda önemli tavsiyelerde bulundu 1. Çalışma zamanını en uygun şekilde kullanabilmek İşini çok sevmek, aşırı sorumluluk duygusu, bulunduğu konumu sağlamlaştırmak, kendini ispat etmek gibi birçok sebeplerden dolayı uzun süreli çalışma ya da zamanın iyi kullanılamaması bitkinlik, yorgunluk, tükenmişlik hissi, depresif duygu durumu gibi sorunlar oluşturabilir. Çalışan kişi zamanı kontrol edebilmeli ve uygun şekilde yönetebilmelidir. Tabii bunu yapabilmek içinde çalışma şartlarının uygun olması, bu özgürlüğe sahip olunması gerekir. 2. Çalışanlarla sağlıklı iletişim kurmak İşyerindeki herkesle çok iyi iletişiminiz olmayabilir. Ancak, çalışma ortamı içerisinde birlikte iş yapmaktan, serbest zamanlarınızda sohbet etmekten hoşlanacağınız, güvenebileceğiniz, sorunlarını paylaşabileceğiniz, dışarıda birlikte olabileceğiniz arkadaşlarınızla aynı çalışma ortamında olmanız size iyi gelecektir. 3. Yönetici-çalışan ilişkisi Çalışılan işyerinin yöneticisi konumundaki işyeri sahibi, patron, müdür gibi yöneticilerle ilişkinizin özellikleri sizin ruh sağlığınızı etkiler. Yöneticinin, çalışanların düşünce ve fikirlerine saygı göstermesi, desteklemesi, yeri geldiğinde alt-üst ilişkisi gözetmeden iltifat etmesi, olumlu geri bildirimlerde bulunması, çalışanda kendisine değer verildiği hissini oluşturur. Çalışan da yöneticisine daha fazla değer verir ve güvenir. Mutluluk duygusu artar. 4. Çalışma yaşamı-duygusal yaşam ilişkisi Özel hayatınızda sağlayamadığınız duygusal ihtiyaçlarınızı profesyonel çalışma ortamında almaya çalışmak mutsuzluğa yol açabilir. Çünkü çalışma ortamı duygusal ihtiyaçların karşılanmasını sağlayan bir yapı değildir. Aile ve sosyal yaşamdan farklı bir özellik gösterir. 5. Özel hayatın duygusal yaşama etkisi Özel hayatınızdaki sorunlarınızla ilgili olumsuz duygu ve düşüncelerle işinize giderseniz işyerinde “bugün iyi görünmüyorsun, bir şeyin mi var, hasta mısın” gibi sorulara muhatap olabilirsiniz. Gün boyunca mutsuz ve verimsiz bir şekilde çalışmaktansa iş ortamını, dikkatinizi işinize yoğunlaştırarak ve arkadaşlarınızla kısa paylaşımlarda bulunarak dışarıdaki sorunlarınızdan kurtulabileceğiniz bir ortama çevirebilirsiniz. 6. Açık ve net olun İstekleriniz, beklentiniz, yapıp yapamayacaklarınız, kabulleriniz, onaylamadığınız konularda net olun. Uygun ortam ve zamanda bunları dile getirin. Açık bir şekilde dile getirmediğinizde beni anlamıyorlar duygusuna kapılabilirsiniz ya da içinizde biriktirdiğiniz olumsuz duygu ve düşünceler uygun olmayan bir zamanda aşırı tepkiler şeklinde ortaya çıkabilir. 7. Aşırı hırs yorar ve yıpratır Rekabet ortamının oluştuğu iş yaşamında rekabet geliştirici ve motivasyonu arttırıcı bir rol oynasa da dozunu aşan bir rekabet, diğer insanların değerini düşürmeye çalışan tavırlar, iş ortamındaki dengeleri bozan aşırı hırslı tutumlar iş ortamında huzursuzluğa sebep olur. Huzursuz ortam ve bozulan ilişkiler de kişiyi mutsuz eder. 8. İşyeri psikoloğu Çalışma ortamlarında psikolojik ve sosyal iyilik halini korumak ve güçlendirmek için “işyeri psikoloğu”na ihtiyaç duyulabilmektedir. İşyerlerinde mutlu ve verimli çalışanların olması hem “ülke kalkınması”nda katma değer sağlar, hem de “toplum ruh sağlığı korunması” alanında kazanım sağlar. 9. Kurumsal destek Çalışılan kurumdaki genel psikososyal problemlerin ölçümlenerek çalışanlara stres ile baş etme / stres azaltma eğitim seminerleri, çalışanların kurum içi sorunları aktarabileceği ve çözümlerin önerilebileceği toplantılar yapmak, çalışanlara psikolojik destek sağlama açısından son derece etkili yöntemlerdir. 10. Ruh Sağlığı-Beden sağlığı dengesini korumak Ruh sağlığı beden sağlığından uzak tutulamaz. Özellikle fiziki olarak uygun olmayan ortamlarda ve ofis ortamında oturarak ve hareketsiz çalışılan durumlarda beden sağlığının olumsuz etkilendiği bilinmektedir. Dışarıda yapacağınız düzenli spor ve işyerinde yapacağınız basit egzersizlerle çalışma ortamınızda hem beden sağlığınızı ve hem de ruh sağlığınızı korumak daha kolay olacaktır. Yayınlanma Tarihi 02 Ocak 2020 Perşembe, 2045 Bu yazıya 0 yorum yapıldı.
İĞNE KORKUSUNU YENMENİN YOLUİğne korkusu tıbbi iğnelere özgü bir korkudur. Vücudun herhangi bir bölgesine yapılması söz konusu bir iğneden ve dolayısıyla acı çekmekten korkma şeklinde ortaya çıkan bir korkudur. Bazı kişilerde de iğne korkusu, vücuda yabancı bir cismin gireceğinin korkusudur. Bazı kişilerde ise deriye yabancı bir cismin girip bir şey alacağı ya da vereceği korkusu akraba çevresinde de aynı korkuya sahip olan bireyler olabilir, bu bundan dolayı iğne korkusu, bazı bireylerde öğrenilmiş korku biçiminde de yapılacağı bilinciyle diş hekimine, hastane veya eczane yoluna çıkıldığında kalp çarpıntısı, terleme, bayılma, huzursuzluk, baş dönmesi, mide bulantısı gibi belirtiler yaşatabilir. İğne yapılmasının ardından tansiyonun düşmesi, kasların gevşemesi, gözlerin kararması ve yüzün bembeyaz olması durumları batmasına gerek yoktur, bireyin üzerine doğru gelmesi ve batacağını düşünmesi yeterlidir. Bu kişiler bir başkasına iğne yapılırken bile bakmaya dayanamaz, iğne yapılacak diye ameliyat olamaz, diş hekimine seyrederken iğne gördüklerinde ya da iğne resmi gördüklerinde bile rahatsız korkusu sorunu, çözülmesi gereken bir durumdur çünkü insanları hayatının çeşitli dönemlerinde ihtiyacı olacak olan tıbbi bakımdan uzaklaştırır, diş hekimine ve hastaneye iğne ile korkutulan bireylerde iğne korkusu başlayabilir, bu korku yetişkinlikte de devam iğne yapıldığında ilacın etken maddesine olan alerjisi dolayısıyla bayılan birey, sonrasında bunu “iğne yapılırsa bayılırım” cümlesiyle kodlamış olabilir ve yetişkinliğinde her türlü iğne yapılma durumundan korkmaya başlar, oysa bayılmasına sebep olan durum iğne değil de ilacın etken maddesine olan çocukluğunda iğne yapıldıktan sonra kan çıktığını görmesi bile iğne korkusuna neden düşünceler hipnoterapi yöntemi ile bilinçaltı düzeyde değiştirilerek anlamlandırılıp çözümlendiği zaman, birey korkusunu yenecektir. Eğer bireyin geçmişinde herhangi bir olay ya da cümle bulunmuyorsa, iğne korkusu hipnoterapi yöntemiyle telkinlerle Psikolog Yasemin Aydoğduyaseminaydogdu
doktor korkusunu yenmenin 10 püf noktası